Nas – The Message

17 Şubat 2014

[Verse 1]
Fake thug, no love; you get the slug CB4 Gusto
Sahte gangster,merhamet yok;kurşunu yersin CB4 Gusto (1)

Your luck low, I didn’t know til I was drunk though
Şansın az,sarhoş oluncaya kadar tanımadım yine de (2)

You freak niggas played out, get fucked and ate out
Siz çatlak zenciler tükendiniz,becerildiniz ve ağzınıza verildi

Prostitute turned bitch I got the gauge out
Orospu sürtük oldu ,av tüfeğini çıkardım (3)

Ninety-six ways I made out, Montana way
Doksan altı tarz becerdim, Montana tarzı (4)

The Good-F-E-L-L-A Verbal AK spray
Goodfellas filmi,sözleri AK 47 (makineli tüfek)gibi sıkarım(5)

Dipped attache, jump out the Range, empty out the ashtray
Çantaya bir göz attım,Range Rover’dan atlarım,kül tablasını boşaltırım

A glass of ‘ze make a man Cassius Clay
Bir bardak Alize(içki) adamı Muhammed Ali Clay(gibi)yapar

Red dot plots, murder schemes, thirty-two shotguns
Suikast planları,cinayet şemaları,otuz iki av tüfeği

Regulate with my Dunns
Dostlarımla birlikte ayarlarım

Seventeen rocks gleam from one ring
Bir yüzükten yetmiş tane taş parıldar

Yo, let me let y’all niggas know one thing
Hey,siz bütün zencilere bir şeyi haber vereyim

There’s one life, one love, so there can only be one King
Tek bir hayat, bir aşk var bu yüzden sadece bir kral olabilir

The highlights of living, Vegas-style roll dice in linen
Hayatın parlak noktaları,Las Vegas tarzı iyi giyinmiş halde zar atmak

Antera spinning on Milleniums twenty G bets I’m winning em
Antera, Milenyum’da (6)dönüyor ,20 bin dolar bahis,ben kazanıyorum

Threats I’m sending em Lex with TV sets the minimum
Onlara yolladığım tehditler,en azından Tv seti olan Lexus marka araba(7)

I‘ll sex adrenaline, party with villians
Seks adrenali istiyorum,kötü adamlarla parti yapmak

A case of Demi-Sec to chase the Henny
Bir kasa orta sek (şampanya) Hennessy konyağından sonra gelir

Wet any clique, with the semi-tech who want it
Yarı otomatik tabancayla,bunu isteyen bir grubu kana boya

Diamonds I flaunt it, chickenheads flock – I lace em
Elmaslarla hava atıyorum,oral seks yapan fahişeleri beceriyorum

Fried broiled with basil, taste em, crack the legs
Kızarttım,fesleğenle ızgara yaptım ,tatlarına bakıyorum,bacaklarını aralıyorum

Way out of formation it’s horizontal how I have em
Onları becerme tarzım düzensiz şekilde yatay olarak

Fucking me in the Benz wagon
Mercedes Benz’in içinde beni becerirken

Can it be Vanity from Last Dragon
“Son ejderha” filminden bir Vanity olabilir mi ?(8)

Grab your gun it’s on ,though shit is grimy
Silahını kap,silah hazır,bok pis olsa da

Real niggas buck in broad daylight
Gerçek zenciler güpegündüz ateş eder

With the broke Mac it won’t spray right
Döküntü bir Mac-10 tabancayla düzgün sıkmayacak

Don’t give a fuck who they hit as long as the drama’s lit
Oyun heyecanlı olduğu sürece kimi vurduklarını önemseme

Yo, overnight thugs bug cause they ain’t promised shit
Hey,gece eşkiyaları can sıkıyor çünkü onlar söz verilmiş pislikler değil

Hungry-ass hooligan, stay on that piranha-shit
Acıkmış dangalak holigan şu pirana bokunun üstünde kalır

[Refrain]
I never sleep, cause sleep is the cousin of death
Ben asla uyumam,çünkü uyku ölümün kuzenidir

I ain’t the type of brother made for you to start testing
Test etmeye başlamak üzere senin için yaratılmış türden bir kardeş değilim
[Verse 2]
I peeped you fronting, I was in the Jeep sunk in the seat
Karşımdan gelirken seni gözetledim,cipteydim,koltuğa gömülmüştüm

Tinted with heat, beats bumping
Filimli camlar,sıcak yüzünden kalbim çarpıyor

Across the street you was wilding
Caddenin karşısında haşarılık ediyordun

Talking bout how you ran the Island in eighty-nine
89 yılında Island cezaevini nasıl yönettiğinizden bahsediyordun

Laying up, playing the yard with crazy shine
Stok yaparak,delice bir parlaklıkla bahçede eğlenerek….

I cocked a baby 9 that nigga grave be mine, clanked him
9 mm’lik silahı diktim,şu zencinin mezarı benden olsun,onu çınlattım

What was he thinking on my corner when it’s pay me time
Bana ödeme yapıldığı zaman bölgem hakkında ne düşünüyordu

Dug em you owe me cousin something told me plug him
Onları anladım,bana borçlusun kuzen,bir şey ona ateş etmemi söyledi

So dumb, felt my leg burn then it got numb
Büyük hata,ayağımın yandığını hissettim sonrada uyuştu

Spun around and shot one heard shots and dropped son
Etrafımda döndüm ve ateş ettim,bir silah sesi duyuldu ve çocuğu devirdim

Caught a hot one, somebody take this biscuit ‘fore the cops come
Sıcak bir kurşun elime geçirdim,polisler gelmeden biri şu silahı alsın

Then they came asking me my name, what the fuck
Sonra polisler adımı sormaya geldiler, lanet olsun

I got stitched up and went through
Bana dikiş atıldı ve zorluğu atlattım

Left the hospital that same night,what
Aynı gece hastaneden ayrıldım be

Got my gat back, time to backtrack
Tabancamı geri aldım,geri dönme zamanı

I had to drop so how the fuck I get clapped
Düşmek zorunda kaldım böyle olunca alkışlanmamın ne önemi var

Black was in the Jeep watchin all these scenes speed by
Zenci cipteydi,hızla geçen bu sahnelere bakıyordu

It was a brown Datsun, and yo nobody in my hood got one
Kahverengi Datsun marka bir arabaydı ve mahallemde bundan kimsede yoktu

That clown nigga’s through,blazing at his crew daily
Her gün çetesinde parlayan şu soytarı zencinin aracılığı ile

The Bridge touched me up severely, hear me
Duy beni, Queensbridge mahallesi beni ciddi şekilde canlandırdı

So when I rhyme it’s sincerely yours
Bu nedenle,kafiyeli yazınca kafiyeler samimiyetle senindir

Be lighting L’s sipping Coors on all floors in project halls
Proje salonunun her yerinde esrarlı sigara yakıyorum,coors birası yudumluyorum

Contemplating war niggas I was cool with before
Daha önce ilgisiz olduğum zencilerle savaşmayı tasarlıyorum

We used to score together, Uptown copping the raw
Birlikte esrar satın alırdık,şehrin yukarısında ham kokaini elde ediyoruz

But a, a thug changes and love changes
Ama bir gangster değişir ve değişiklikleri sever

And best friends become strangers, word up
Ve en iyi arkadaşlar yabancı olurlar,dinle bak

[Hook]
Y’all know my steelo
Hepiniz tarzımı bilirsiniz

There ain’t an army that could strike back
Karşılık verebildiğim bir silah yok

[Outro]
Thug niggas
Gangster zenciler

Yo, to them thug niggas getting it on in the world you know
Hey,bildiğiniz dünyada malı götüren şu gangster zencilere…

To them niggas that’s locked down
Şu,hapse atılan zencilere….

Doing they thing surviving yaknowmsaying
Sağ kalmak için bir şeyler yapanlar,ne söylediğimi biliyor musunuz

To my thorough niggas New York and World wide
New York ve Dünya çapındaki tüm zenci dostlarıma

Yo to the Queensbridge Militia
Siz, Queensbridge milislerine

’96 shit, The Firm clique
96 nın pisliği,(9) ortaklık grubu

Illmatic nigga It Was Written though
“İllmatic nigga” “it was written” yine de (10)

It’s been a long time coming
Çok uzun zaman oldu

Y’all fake niggas, trying to copy
Siz sahtekar zenciler,taklit etmeye çalışıyorsunuz

Better come with the real though
Gerçeklerle beraber olmak daha iyi gene de

Fake ass niggas yo
Siz sahtekar dangalak zenciler

They throw us slugs we throwing em back, what
Bize kurşun atıyorlar,biz de onlara geri atıyoruz

Bring the shit man, live man
Pislik herifi getir,yaşa adamım

Fuck that son
Şu oğlanı becer

Nine-six shit
Dokuz-altı (96)pisliğini

Dipnotlar :
1-CB4 : 1993 yapımı bir komedi filminin adı.
MC Gusto ise bu filimdeki bir karakterin adı.
Şarkıcı, düşmanı olan Biggie’ye sesleniyor ve
Onu CB4 filmindeki rapçi karakter MC Gusto’ya benzetiyor

2-Normalin tersine sarhoş oldukça zihni açılıyor
İçtikçe daha iyi tanıyor

3-Casino filmindeki “Ginger” adlı kadın karaktere gönderme
yapıyor. Kumarhanedeki müşterileri ayartmakla görevli bu
kadın karakter kocasının banka hesabını boşaltarak eski
sevgilisine kaçmıştı.Şarkıcı da böyle sürtük bir kadınla birlikte
olduğunu ve sorunu çözmek için silah kullanacağını söylüyor.

4-Cümle aynı anda birkaç anlama geliyor : “Yarlı yüz” filminde
Al pacino’nun canlandırdığı “montana” karakterine kendini benzetiyor
96 değişik tarzda seks yaptığını söylüyor.Aynı zamanda New York’ta 96 bloktan
Oluşan Queensbridge sitesinde yaşadığını belirtiyor.

5-Goodfellas(sıkı dostlar) : bir mafya filmi.Sözlerim makineli tüfek gibi
Kimse benimle atışamaz demek istiyor.

6-Antera,bir araba lastiği markası,milleniums Las Vegas’ta bir yer adı.

7-Tehdit ettiği insanlar,içinde Tv seti olan lüks araçlara sahipmiş

8-The last dragon (son ejderha) filminde oynayan
Kanadalı şarkıcı, oyuncu Vanity kastediliyor.

9-“ illmatic nigga” ve “it was written” Nas’ın çıkardığı
Albümlerin adı “hastamatik zenci” ve “yazıldı” şeklinde
Çevrilebilir.
10-Nas’ın düşmanı olan rapçi Jay-Z ‘nin 1996 yılında
Çıkardığı albüme laf atmak için 96 yılının pisliği diyor

France Gall – Poupée De Cire, Poupée De Son

17 Şubat 2014

Je suis une poupée de cire
Balmumundan bir bebeğim ben

Une poupée de son
Sesten bir bebek

Mon cœur est gravé dans mes chansons
Kalbim, şarkılarımda şekillenir

Poupée de cire, poupée de son
Balmumundan bebek,sesten bebek

Suis-je meilleure, suis-je pire
Sergideki bir bebekten

Qu’une poupée de salon ?
Ben daha mı iyiyim,daha mı kötüyüm

Je vois la vie en rose bonbon
Toz pembe hayatı görüyorum

Poupée de cire, poupée de son
Balmumundan bebek,sesten bebek

Mes disques sont un miroir
Plaklarım, herkesin beni

Dans lequel chacun peut me voir
Görebildiği bir ayna

Je suis partout à la fois
Bin parçaya bölünmüş ses halinde

Brisée en mille éclats de voix
Aynı anda her yerdeyim ben

Autour de moi j’entends rire
Etrafımda bez bebeklerin

Les poupées de chiffon
Güldüklerini duyuyorum

Celles qui dansent sur mes chansons
Şarkılarım eşliğinde dans eden oyuncak bebekler

Poupée de cire, poupée de son
Balmumundan bebek,sesten bebek

Elles se laissent séduire
Kandırılmalarına izin veriyorlar

Pour un oui, pour un non
Herhangi bir nedeni olmadan

L’amour n’est pas que dans les chansons
Aşk sadece şarkılarda değildir

Poupée de cire, poupée de son
Balmumundan bebek,sesten bebek

Mes disques sont un miroir
Plaklarım bir ayna

Je suis partout à la fois
Bin parçaya bölünmüş ses halinde

Brisée en mille éclats de voix
Aynı anda her yerdeyim ben

Seule, parfois je soupire
Yalnızım,bazen iç çekiyorum

Je me dis à quoi bon
Kendi kendime diyorum neye yarar

Chanter ainsi l’amour sans raison
Bir sebep olmadan böyle aşkı söylemek

Sans rien connaître des garçons
Erkekleri hiç tanımadan

Je ne suis qu’une poupée de cire
Ben sadece balmumundan bir bebeğim

Qu’une poupée de son
Sadece sesten bir bebek

Sous le soleil de mes cheveux blonds
Sarı saçlarımın parlaklığı altında

Poupée de cire, poupée de son
Balmumundan bebek,sesten bebek

Mais un jour je vivrai mes chansons
Ama bir gün şarkılarımı yaşayacağım

Poupée de cire, poupée de son
Balmumundan bebek,sesten bebek

Sans craindre la chaleur des garçons
Erkeklerin sıcaklığından korkmadan

Poupée de cire, poupée de son
Balmumundan bebek,sesten bebek

Pain Of Salvation – Cribcaged

17 Şubat 2014

The only cribs that we should care for
İlgilenmemiz gereken tek yuva

Are the ones that we are here for
Kendisi için burada olduğumuz,

The ones belonging to our children
That do what we do
Scar from our wounds

Bizim yaptığımızı yapan,
Yaralarımızdan iz kalan,
Çocuklarımıza ait olan yuvadır

The only cribs that make a difference
Fark yaratan tek yuva

Where the magic really happens
Sihirin gerçekten olduğu yerdir

Don’t come with a Mercedes Benz
Bir Mercedes Benz ile gelme

Or a wide screen showing nothing
Ya da geniş ekran bir şey göstermiyor

Showing nothing…
Bir şey göstermiyor

I’m sick of home control devices
Ev kontrol cihazlarından bıktım

Sick of sickening home designers
İğrenç ev tasarımcılarından bıktım

Sick of drugs and gold and strip poles
Uyuşturuculardan , altından ve striptiz direğinden bıktım

Sick of homies
Kankalardan bıktım

Sick of poses
Tavırlardan bıktım

Despite the nodding staff that serves you
Sana hizmet eden başı öne eğilmiş personele rağmen

Despite your name on clothes and perfume
Elbiseler ve parfümün üzerindeki ismine rağmen

Despite the way the press observes you
Basının seni gözetleme şekline rağmen

You’re just people…
Siz sadece insanlarsınız

Successful people
Başarılı insanlar

Dressed up people
Giyinip kuşanmış insanlar

Smiling people
Gülümseyen insanlar

Famous people
Meşhur insanlar

Red carpet people
Kırmızı halı insanları

Wealthy people
Varlıklı insanlar

Important people
Önemli insanlar

But still just people
Ama yine de sadece insan…

So fuck the million dollar kitchen
Bu yüzden s*kerim milyon dolarlık mutfağı

Fuck the Al Pacino posters
S*kerim Al Pacino posterlerini

Fuck the drugs,the gold, the strip poles
S*kerim uyuşturucuları,altını,striptiz direğini

Fuck the homies
S*kerim kankaları

Fuck the poses
S*kerim tavırları

Fuck the walls they build around them
S*kerim etraflarına ördükleri duvarı

Fuck the bedroom magic nonsense
S*kerim anlamı olmayan sihirli yatak odalarını

I don’t want to hear their voices
Onların sesini duymak istemiyorum

As long as they vote with their wallets
Cüzdanlarından yana oy kullandıkları sürece

Fuck the silly “throw you out” joke
S*kerim,seni dışarı atan aptalca şakayı

Fuck the framed cigar DeNiro smoked
S*kerim,De Niro’nun sigara içtiği çerçeveli resimi

Fuck their lack of originality
S*kerim orijinallikten ve

And personality
Şahsiyetten yoksun olmalarını

Fuck this travesty
S*kerim bu travestiyi

Fuck this new norm
S*kerim bu yeni kuralı

Fuck conformity
S*kerim kurallara uygunluğu

Fuck their Kristal
S*kerim onların kristalini

Fuck their sordity
S*kerim onların alçaklığını

Fuck the way they fuck equality
S.kerim eşitliğin içine etmelerini

Fuck their freebie gear
S*kerim onların bedava giysilerini

Fuck the ones they wear
S*kerim giydiklerini

You’re just people…
Siz sadece insanlarsınız

Successful people
Başarılı insanlar

Dressed up people
Giyinip kuşanmış insanlar

Smiling people
Gülümseyen insanlar

Famous people
Meşhur insanlar

Red carpet people
Kırmızı halı insanları

Wealthy people
Varlıklı insanlar

Important people
Önemli insanlar

But still just people
Ama yine de sadece insan

Messed up people
Berbat durumda insanlar

Shallow people
Basit insanlar

Stupid people
Aptal insanlar

Plastic people
Plastik insanlar

Meta people
İnsanüstü insanlar

Theta people
Yaratıcı enerjisi olan insanlar

Therapyople insanlar
Terapi etkisi olan insanlar

Entropiople
Düzensizliği artıran insanlar

Oh, fuck the ones they wear
S*kerim giydiklerini

I’m cribcaged
Ben kafes beşiğim

Cribcaged
Kafes beşik

The only cribs that we should care for
İlgilenmemiz gereken tek yuva

Are the ones that we are here for
Kendisi için burada olduğumuz

The ones belonging to our children
That do what we do
Scar from our wounds

Bizim yaptığımızı yapan,
Yaralarımızdan iz kalan,
Çocuklarımıza ait olan yuvadır

Calogero – En Apesanteur

17 Şubat 2014

J’arrive à me glisser
Girivermeyi başarıyorum

Juste avant que les portes ne se referment
Kapılar kapanmadan hemen önce

Elle me dit “quel étage”
Kız bana “kaçıncı kat” diyor

Et sa voix me fait quitter la terre ferme
Ve sesi beni yeryüzünden koparıyor

Alors
O zaman

Les chiffres dansent
Rakamlar dans ediyor

Tout se mélange
Herşey karışıyor

Je suis en tête-à-tête avec un ange
Bir melekle baş başayım

En apesanteur
Yerçekiminin yokluğunda

Pourvu que les secondes soient des heures
Saniyeler saat olsun

En apesanteur
Yerçekiminin yokluğunda

Pourvu qu’on soit les seuls
Biz yalnız olsak

Dans cet ascenseur
Bu asansörde

Elle arrange ses cheveux
Kız,saçlarını düzeltiyor

J’ai le coeur juste au bord des yeux
Kalbim tam gözlerimin eşiğinde

Et sans la regarder je sens la chaleur
Ve ona bakmadan başka bir dilin

D’un autre langage
Sıcaklığını hissediyorum

Alors
O zaman

Les yeux rivés
Katlara

Sur les étages
Sabitlenmiş gözler

Pourvu que rien n’arrête le voyage
Hiçbir şey bu yolculuğu durdurmasa

En apesanteur
Yerçekiminin yokluğunda

Pourvu que les secondes soient des heures
Saniyeler saat olsa

En apesanteur
Yerçekiminin yokluğunda

Pourvu qu’on soit les seuls
Biz yalnız olsak

Dans cet ascenseur
Bu asansörde

Dans cet ascenseur
Bu asansörde

J’arrive à me glisser
Girivermeyi başarıyorum

Juste avant que les portes ne se referment
Kapılar kapanmadan hemen önce

En apesanteur
Yerçekiminin yokluğunda

Pourvu que les secondes soient des heures
Saniyeler saat olsa

En apesanteur
Yerçekiminin yokluğunda

Pourvu qu’on soit les seuls
Biz yalnız olsak

Dans cet ascenseur
Bu asansörde

En apesanteur
Yerçekiminin yokluğunda

Pourvu que les secondes soient des heures
Saniyeler saat olsa

En apesanteur
Yerçekiminin yokluğunda

Pourvu qu’on soit les seuls
Biz yalnız olsak

Dans cet ascenseur .
Bu asansörde

Suede – These Are The Sad Songs

17 Şubat 2014

Lay Lady Lay and Band of Gold
Sakinleş Bayan sakinleş ve Altın Grubu
A Day in the Life, And Dream of Sheep
Yaşamda bir gün ve Kuzu Hayali
Seasong and Vincent and Death Disco
deniz şarkısı ve Vincent ve Ölü Disko
Listen to the music in your sleep
Uykunda müzik dinle

These are the sad songs, the broken words
Bunlar hüzünlü şarkılar, kırık kelimeler
These are the sad songs, the lies you’ve heard
Bunlar hüzünlü şarkılar, duyduğun yalanlar
These are the good times you keep inside
Bunlar içinde sakladığın iyi zamanlar
These are the good things that you can have if you try
Bunlar sahip olabileceğin iyi şeyler eğer çabalarsan

Venus in Furs and An Occasional Dream
Kürk giymiş Venuz ve Rastgele bir rüya
Sign o the Times and Bill is Dead
Times işareti ve Bill öldü
and Lazyitis and Big Louise
ve Tembel ve Büyük Louise
Listen to the music in your head
Kafanın içindeki öüziği dinle

These are the sad songs, the broken words
Bunlar hüzünlü şarkılar, kırık kelimeler
These are the sad songs, the lies you’ve heard
Bunlar hüzünlü şarkılar, duyduğun yalanlar
These are the good times you keep inside
Bunlar içinde sakladığın iyi zamanlar
These are the good things that you can have if you try
Bunlar sahip olabileceğin iyi şeyler eğer denersen

Suede – Another No One

17 Şubat 2014

She takes the blame, takes the pain but the world smiles
O suçu üstlenir, acı çeker ama dünya gülümser
‘Cos outside is just a taxi ride to drive away
Çünkü dışarısı uzaklara gitmek için sadece bir taksi yolculuğudur
So she packs her bags, calls a cab and the world smiles
O yüzden valizini hazırlar, bir taksi çağırır ve dünya gülümser
And inside well she feels all right and turns to say:
ve içinde iyi hisseder ve dönüp der ki:

“Yes it’s the end, the final showdown
“Evet bu son, kesin sonuç
Yes it’s the end of our small love
Evet bu küçük aşkımızın sonu
You’ll have to find another no one to take the shit like I have
Sen bir başka “hiç kimse” bulmak zorundasın benim çektiğim gibi acı çekecek
Well I guess this is the end, I guess this is the end.”
Sanırım bu son, sanırım bu son”

She feels the sun, phones her mum and the world smiles
O güneşi hissediyor, annesini arıyor ve dünya gülümsüyor
‘Cos outside in the morning light it’s another day
Çünkü dışarıda sabah ışığı var bir başka gün
So she packs her bag, smokes a fag and the world smiles
O yüzden o valizini toplar, bir sigara yakat ve dünya gülümser
‘Cos inside well she feels all right, and turns to say:
ve içinde iyi hisseder ve dönüp der ki:

“Yes it’s the end, the final showdown
“Evet bu son, kesin sonuç
Yes it’s the end of our small love
Evet bu küçük aşkımızın sonu
You’ll have to find another no one to take the shit like I have
Sen bir başka “hiç kimse” bulmak zorundasın benim çektiğim gibi acı çekecek
Well I guess this is the end, I guess this is the end… oh well…”
Sanırım bu son, sanırım bu son…”

Dany Brillant – Suzette

17 Şubat 2014

Le jour où j’lai rencontrée
Onunla karşılaştığım gün

Dans une de ces soirées
Şu,gece eğlencelerinden birinde

J’ai même pas pu la r’garder
Ona bakamadım bile

Tell’ment ses yeux me brûlaient
Gözleri beni öyle yakıyordu ki

Alors je lui ai pris la main
O zaman elini tuttum

Les yeux, le corps et les seins
Gözlerini,vücudunu ve göğüslerini

Elle me dit :”Fais moi du bien”
“beni iyileştir” diyor bana

Je lui dit : “Oui sans problème”
Ona diyorum ki : “evet sorun yok”

Dans sa chambre on est allé
Onun odasına gittik

Sous les draps on s’est glissé
Çarşafların altına giriverdik

Il a fallu m’ranimer
Boğulduğum gözlerinde

Dans ses yeux j’m'étais noyé
Beni yeniden canlandırmak gerekti

Elle se serre tout contre moi
Hep bana sokuluyor

Je me crois au cinéma
Kendimi sinema filminde zannediyorum

Je me prends pour Cary Grant
Kendimi Cary Grant gibi görüyorum

Et puis on éteint la lampe
Ve sonra ışığı söndürüyoruz

{nakarat:}
J’ai perdu la tête
Şuurumu kaybettim

Depuis que j’ai vu Suzette
Suzette’i gördüğümden beri

Je perds la raison
Aklımı oynatıyorum

Chaque fois que j’vois Suzon
Suzon’u her görüşümde

Je ne fais que d’l'embrasser
Onu öpmekten başka bir şey yapmıyorum

Cette fille-la me fait rêver
Bu kız bana hayal kurduruyor

Elle a vraiment quelque chose
Onda gerçekten birşey var

Ça lui vient sûrement des roses
Bu şey şüphesiz ona güllerden geliyor

Un seul de ses baisers
Öpücüklerinden bir tanesi

Peut suffire à enflammer
İnsanın kalbini

Le cœur de l’humanité
Veya mahallemin delikanlılarını

Ou les gars de mon quartier
Tutuşturmaya yeterlidir

Elle a un p’tit goût d’orange
Biraz portakal

De miel et de chocolat
Bal ve çikolata tadı var

Elle adoucit mon errance
Serseriliğimi azaltıyor

Avant je n’existais pas
Daha önce yaşamıyordum

Toute la salive que j’use
Kendimi parlatmak için

Pour me donner de l’éclat
Kullandığım bütün tükrükler

Elle a pas b’soin d’ça ma muse
İnsanları heyecanlandırmak için

Pour mettre le monde en émoi
Benim ilham perimin buna ihtiyacı yok

L’amour et la vérité
Aşk ve doğruluk

L’ivresse et puis la beauté
Sarhoşluk ve ardından güzellik

Tout ce qu’en vain j’ai cherché
Sonuç alamadan aradığım her şeyi

Dans ses yeux je l’ai trouvé
Onun gözlerinde buldum

{nakarat}
Autour d’un p’tit café crème
Bir fincan kremalı kahvenin etrafında

Sur un des quais de la Seine
Seine Nehri’nin rıhtımlarından birinde

Dans le froid du matin blême
Solgun sabahın soğuğunda

Un jour j’lui dirai que l’l'aime
Bir gün ona kendisini sevdiğimi söyleyeceğim

On partira tous les deux
Harika bir dünyaya doğru

Vers un monde merveilleux
İkimiz gideceğiz

Le ciel sera tout orange
Gökyüzü tam turuncu renk olacak

On sera deux petits anges
Biz iki küçük melek olacağız

Dans une chambre au sixième
Altıncı kattaki bir odada

Je lui dirai des poèmes
Ona şiirler söyleyeceğim

On s’aimera sans travailler
Çalışmadan birbirimizi seveceğiz

Je peux car je suis fou à lier
Bunu yapabilirim çünkü ben zırdeliyim
Elle est celle que j’attendais
O,benim 15 yaşından beri

Depuis qu’j'ai quinze ans passés
Beklediğim kişidir

C’est elle que j’imaginais
Canım sıkıldığı zaman yatağımda

Dans mon lit quand j’m'ennuyais
Hayalini kurduğum o’dur

Maintenant j’la suis partout
Şimdi her yerde onun peşindeyim

Plus fidèle qu’un toutou
Bir köpekten daha sadık

Elle veut jamais s’arrêter
Asla durmak istemiyor

Je sens bien que j’vais craquer
Yıkılacağımı iyice hissediyorum

Madonna – Masterpiece Şarkı Çevirisi

08 Ocak 2014

If you were the Mona Lisa
Mona Lisa olsaydın
You’d be hanging in the Louvre
Louvre müzesinde asılı olurdun
Everyone would come to see you
herkes seni görmeye gelirdi
You’d be impossible to move
hareket etmen imkansız olurdu
It seems to me is what you are
bana öyle geliyor ki sen busun
A rare and priceless work of art
az bulunur ve paha biçilemez bir sanat eserisin
Stay behind your velvet rope
kadife ipinin arkasında kal
But I will not renounce all hope
ama ben ummaktan vazgeçmeyeceğim

And I’m right by your side
ve tam yanındayım
Like a thief in the night
gecenin içindeki bir hırsız gibi
I stand in front of a masterpiece
bir şaheserin önünde duruyorum
And I can’t tell you why
ve sana nedenini anlatamam
It hurts so much
bu çok acıtıyor
To be in love with the masterpiece
bir şahesere aşık olmak
Cause after all
çünkü sonuçta
Nothing’s indestructible
hiçbirşey tahrip edilemez değil

From the moment I first saw you
seni ilk gördüğüm andan beri
All the darkness turned to light
tüm karanlık ışığa döndü
An impressionistic painting
etkileyici bir resim
Tiny particles of light
küçük ışık parçaları
It seem to me is what you’re like
bana öyle geliyor ki sen busun
The “look but please don’t touch me” type
“bak ama lütfen bana dokunma” tipi
And honestly it can’t be fun
ve açıkcası bu eğlenceli olamaz
To always be the chosen one
hep seçilen kişi olmak

And I’m right by your side
ve tam yanındayım
Like a thief in the night
gecenin içindeki bir hırsız gibi
I stand in front of a masterpiece
bir şaheserin önünde duruyorum
And I can’t tell you why
ve sana nedenini anlatamam
It hurts so much
bu çok acıtıyor
To be in love with the masterpiece
bir şahesere aşık olmak
Cause after all
çünkü sonuçta
Nothing’s indestructible
hiçbirşey tahrip edilemez değil
Nothing’s indestructible
hiçbirşey tahrip edilemez değil
Nothing’s indestructible
hiçbirşey tahrip edilemez değil
Nothing’s indestructible
hiçbirşey tahrip edilemez değil

And I’m right by your side
ve tam yanındayım
Like a thief in the night
gecenin içindeki bir hırsız gibi
I stand in front of a masterpiece
bir şaheserin önünde duruyorum
And I can’t tell you why
ve sana nedenini anlatamam
It hurts so much
bu çok acıtıyor
To be in love with the masterpiece
bir şahesere aşık olmak

And I’m right by your side
ve tam yanındayım
Like a thief in the night
gecenin içindeki bir hırsız gibi
I stand in front of a masterpiece
bir şaheserin önünde duruyorum
And I can’t tell you why
ve sana nedenini anlatamam
It hurts so much
bu çok acıtıyor
To be in love with the masterpiece
bir şahesere aşık olmak
Cause after all
çünkü sonuçta
Nothing’s indestructible
hiçbirşey tahrip edilemez değil
Nothing’s indestructible
hiçbirşey tahrip edilemez değil

Madonna – Best Friend Şarkı Çevirisi

08 Ocak 2014

I miss your brain
aklını özlüyorum
The way you think
düşünme şeklini
But I don’t miss
ama eskiden içtiğin gibi
The way you used to drink
içişini özlemiyorum

I miss our talks
sohbetlerimizi özlüyorum
The Universal Law
evrensel yasa
You had a way
bir yöntemin vardı
Of seeing through my thoughts
düşüncelerimi okuyabilmenin

It’s so confusing I thought i met my match
bu kafa karıştırıcı, ruh eşimle tanıştığımı sanmıştım
An intellectual with talent, what a catch
yetenekli bir Entelektüel, kaçırılmaz fırsat
You always said we be better off as friends
herzaman arkadaş olarak daha iyi olacağımızı söyledin
It was inevitable that it would end
bunun bitmesi kaçınılmazdı

Your picture’s off my wall
resmini duvarımdan indirdim
But I’m still waiting for that call
ama hala aramanı bekliyorum
And every man that walks through that door
ve bu kapıdan giren her erkek
Will be compared to you forever more
daima seninle kıyaslanacak

Still I have no regret
yine de pişman değilim
Cuz I survived the biggest test
çünkü en büyük sınavdan sağ çıktım
I cannot lie and I won’t pretend
yalan söyleyemem ve rol yapamam
But I feel like I lost my very best friend
ama en yakın arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum

I miss the country side where we used to lay
eskiden uzandığımız kırsalı özlüyorum
The smell of roses on a lovely summer day
tatlı bir yaz günündeki gül kokusunu
You made me laugh, you had a clever wit
beni güldürdün, zekice esprilerin vardı
I miss the good times, I don’t miss all of it
iyi zamanları özlüyorum, hepsini özlemiyorum

You wrote me poetry
bana şiir yazdın
You had a way with words
kelimelerle kendince bir tarzın vardı
You said you wanted more than just a pretty girl
sadece güzel bir kızdan daha fazlasını istediğini söylemiştin
Maybe I challenged you a little bit too much
belki de sana birazcık fazla meydan okudum
We couldn’t have two drivers on the clutch
bir debriyajda iki sürücü olamazdı

Your picture’s off my wall
resmini duvarımdan indirdim
But I’m still waiting for that call
ama hala aramanı bekliyorum
And every man that walks through that door
ve bu kapıdan giren her erkek
Will be compared to you forever more
daima seninle kıyaslanacak

Still I have no regret
yine de pişman değilim
Cuz I survived the biggest test
çünkü en büyük sınavdan sağ çıktım
I cannot lie and I won’t pretend
yalan söyleyemem ve rol yapamam
But I feel like I lost my very best friend
ama en yakın arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum

Yet I have no regrets
henüz pişman değilim
Cuz I survived the biggest test
çünkü en büyük sınavdan sağ çıktım
I cannot lie and I won’t pretend
yalan söyleyemem ve rol yapamam
But I feel like I lost my very best friend
ama en yakın arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum

It’s so sad that had to end
bitmek zorunda olması çok üzücü
I lost my very best friend (lost my very best friend)
en yakın arkadaşımı kaybettim (en yakın arkadaşımı kaybettim)
Not gonna candy coat it
bu kolaya olamayacak
And I don’t want to pretend
ve rol yapmayacağım

I put away your letter
mektuplarını kaldırdım
Saved the best ones that I have
en iyi olanlarını sakladım
It wasn’t always perfect
hep mükemmel değildi
But it wasn’t always bad
ama hep kötü de değildi

Still I have no regret
yine de pişman değilim
Cuz I survived the biggest test
çünkü en büyük sınavdan sağ çıktım
I cannot lie and I won’t pretend
yalan söyleyemem ve rol yapamam
But I feel like I lost my very best friend
ama en yakın arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum

Yet I have no regrets
henüz pişman değilim
Cuz I survived the biggest test
çünkü en büyük sınavdan sağ çıktım
I cannot lie and I won’t pretend
yalan söyleyemem ve rol yapamam
But I feel like I lost my very best friend
ama en yakın arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum

It’s so sad that it had to end
bitmek zorunda olması çok üzücü

Madonna – Beautiful Killer Şarkı Çevirisi

08 Ocak 2014

Dark eyes on a dangerous face you are a beautiful killer
tehlikeli bir yüzdeki karanlık gözler sen güzel bir katilsin
We pass by the same old place you are a (beautiful killer)
aynı eski yerden geçiyoruz sen bir (güzel katilsin)
You don’t have a life, you have blood on your hands
bir hayatın yok, ellerinde kan var
You can sleep at night and I don’t understand
geceleri uyuyabiliyorsun ve anlayamıyorum
I don’t know much about you are a wanted man
senin aranan bir adam olman hakkından fazla bir şey bilmiyorum

You can call my name and I’ll be a around
bana seslenebilirsin ve ben geleceğim
Maybe I’ll let you shoot me down
belki beni vurmana izin vereceğim
Cause you’re a beautiful killer with a beautiful face
çünkü sen güzel bir yüzü olan güzel bir katilsin
A beautiful killer and you won’t leave a trace
güzel bir katilsin ve geride iz bırakmayacaksın

Do you know the reasons why you are a beautiful killer?
Güzel bir katil olmanın nedenlerini biliyor musun?
Hurt yourself but you never die, you are a (beautiful killer)
kendini incit ama asla ölme, sen güzel bir katilsin
I like your silhouette when you stand on the streets
sokakta durduğun zamanki silüetinden hoşlanıyorum
Like a samurai you can handle the heat
bir samuray gibi bir ateşle başa çıkabiliyorsun
Makes me wanna pray for a haunted man
tekinsiz bir adam için dua etmek istememe sebep oluyorsun

You can call my name and I’ll be a around
bana seslenebilirsin ve ben geleceğim
Maybe I’ll let you shoot me down
belki beni vurmana izin vereceğim
Cause you’re a beautiful killer with a beautiful face
çünkü sen güzel bir yüzü olan güzel bir katilsin
A beautiful killer and you won’t leave a trace
güzel bir katilsin ve geride iz bırakmayacaksın

Can’t really talk with a gun in my mouth
ağzımda bir silah varken konuşamam
Maybe that’s what you been dreaming about
belki de hayalini kurduğun buydu
Cause your a beautiful killer with beautiful eyes
çünkü sen güzel bir katilsin güzel gözleri olan
A beautiful killer and I love your disguise
güze bir katilsin ve senin maskeni seviyorum

(Beautiful killer)
(güzel katil)

You changed the past
geçmişi değiştirdin
Good guys always finish last
iyi adamlar hep en son bitirir
What happens now?
Şimdi ne olacak?
I need to know how the story goes
hikayenin devamını bilmeliyim
Are we together?
Birlikte miyiz?
I love you forever
seni daima seveceğim

You can call my name and I’ll be a around
bana seslenebilirsin ve ben geleceğim
Maybe I’ll let you shoot me down
belki beni vurmana izin vereceğim
Cause you’re a beautiful killer with a beautiful face
çünkü sen güzel bir yüzü olan güzel bir katilsin
A beautiful killer and you won’t leave a trace
güzel bir katilsin ve geride iz bırakmayacaksın

Can’t really talk with a gun in my mouth
ağzımda bir silah varken konuşamam
Maybe that’s what you been dreaming about
belki de hayalini kurduğun buydu
Cause your a beautiful killer with beautiful eyes
çünkü sen güzel bir katilsin güzel gözleri olan
A beautiful killer and I love your disguise
güze bir katilsin ve senin maskeni seviyorum

You’re a beautiful killer, but you’ll never be Alain Delon
sen güzel bir katilsin, ama asla Alain Delon olmayacaksın

Madonna – I’m A Sinner Şarkı Çevirisi

08 Ocak 2014

Like the sun, like the light, like a plane
güneş gibi, ışık gibi, bir uçak gibi
Like the storm, I’m born through everything
fırtına gibi, herşeyin içinden doğdum
Like a bomb in the night, like a train
gecenin içindeki bir bomba gibi, bir tren gibi
Thundering through the hills, let it rain
tepelerin arasından gökgürleyerek, bırak yağmur yağsın

I’m a sinner, I like it that way
ben bir günahkarım, ve böyle olması hoşuma gidiyor
[2x]

All the boys, all the boys and girls
tüm oğlanlar, tüm oğlanlar ve kızlar
Wanna be like us tonight
bu gece bizim gibi olmak istiyor
All the boys, all the boys and girls
tüm oğlanlar, tüm oğlanlar ve kızlar
Ride the magic bus tonight
bu gece sihirli otobüsü sür

I’m a sinner, I’m a sinner
ben bir günahkarım, ben bir günahkarım
I’m a sinner, I like it that way
ben bir günahkarım, ve böyle olması hoşuma gidiyor
[2x]

Like the moon with a light of my own
benim olan bir ışığıyla ay gibi
Sift the sky for a place to call home
adına ev denen bir yer için gökyüzünü eliyor
I woke up with my hand in the fire
elim ateşin içinde uyandım
Get my kicks when I’m walking the wire
tel üzerinde yürürken tekmeler yedim

I’m a sinner, I like it that way
ben bir günahkarım, ve böyle olması hoşuma gidiyor
[2x]

All the boys, all the boys and girls
tüm oğlanlar, tüm oğlanlar ve kızlar
Wanna be like us tonight
bu gece bizim gibi olmak istiyor
All the boys, all the boys and girls
tüm oğlanlar, tüm oğlanlar ve kızlar
Ride the magic bus tonight
bu gece sihirli otobüsü sür

I’m a sinner, I’m a sinner
ben bir günahkarım, ben bir günahkarım
I’m a sinner, I like it that way
ben bir günahkarım, ve böyle olması hoşuma gidiyor
[3x]

I’m a sinner, I’m a sinner
ben bir günahkarım, ben bir günahkarım
I’m a sinner, praise the Lord, I like it that way!
ben bir günahkarım, Tanrıya şükürler olsun, böyle olması hoşuma gidiyor

Hail Mary, full of grace
Mary’e selam, zerafet dolu
Get down on your knees and pray
diz çök ve dua et
Jesus Christ hanging on the cross
İsa çarmıhta asılı
Died for our sins, it’s such a loss,
bizim günahlarımız için öldü, ne büyük kayıp

Saint Christopher, find my way
Aziz Christopher, yolumu bul
I’ll be coming home one day
birgün eve geleceğim
Saint Sebastian, don’t you cry
Saint Sebastian, ağlama
Let those poisoned arrows fly
bırak bu zehirli oklar uçsun

Saint Anthony, lost and found
Saint Anthony, kayıptı ve bulundu
Thomas Aquinas, stand your ground
Thomas Aquinas, toprağında dur
All the saints and Holy men
Tüm azizler ve kutsal adamlar
Catch me before I sin again
yakalayın beni yine günah işlemeden önce

I’m a sinner, I like it that way
ben bir günahkarım, ve böyle olması hoşuma gidiyor
[2x]

I’m a sinner, I’m a sinner
ben bir günahkarım, ben bir günahkarım
I’m a sinner, praise the Lord, I like it that way!
ben bir günahkarım, Tanrıya şükürler olsun, böyle olması hoşuma gidiyor

We’re all sinners, we’re all sinners
hepimiz günahkarız, hepimiz günahkarız
We’re all sinners
hepimiz günahkarız

I’m a sinner, I’m a sinner
ben bir günahkarım, ben bir günahkarım
I’m a sinner, I like it that way
ben bir günahkarım, ve böyle olması hoşuma gidiyor

Madonna – Love Spent Şarkı Çevirisi

08 Ocak 2014

You had all of me, you wanted more
bana tamamen sahip oldun, daha fazlasını istedin
Would you have married me if I were poor
fakir olsaydım da benimle evlenir miydin?
Yes, if I was your treasury
evet, senin hazinendiysem
You’d have found a time to treasure me
beni değerli tutmak için vakit bulabilirdin

How come you can’t see
nasıl olur da göremezsin
All that you need
tüm ihtiyacın olan
Is right here with me
tam burada benimle

Up until the end
sonuna dek
All this pretend
tüm bu yapmacıklık
Wasn’t for free
bedava değildi

Hold me like your money
beni paranı tuttuğun gibi tut
Tell me that you want me
beni istediğini söyle
Spend your love on me
aşkını bana harca
Spend your love on me
aşkını bana harca
Now you have your money
şimdi paran var
Spend it til there’s nothing
hiçbirşey kalmayana kadar harca onu
Spend your love on me
aşkını bana harca
Spend your love on me
aşkını bana harca

If we opened up a joint account
ortak hesap açsaydık
Would it put an end to all your doubt
bu bütün borçlarının sonunu getirir miydi
Frankly if my name was Benjamin
açıkcası adım Benjamin olsaydı
We wouldn’t be in the mess we’re in
içinde olduğumuz bu karmaşayı yaşamazdık

You played with my heart
kalbimle oynadın
Till death do we part
ölüm bizi ayırana kadar
That’s what you said
söylediğin buydu
Now you have your fast cars
şimdi hızlı arabaların var
Women and bars
kadınlar ve barlar
It’s gone to your head
hepsi kafana gitti

Hold me like your money
beni paranı tuttuğun gibi tut
Tell me that you want me
beni istediğini söyle
Spend your love on me
aşkını bana harca
Spend your love on me
aşkını bana harca
Now you have your money
şimdi paran var
Spend it til there’s nothing
hiçbirşey kalmayana kadar harca onu
Spend your love on me
aşkını bana harca
Spend your love on me
aşkını bana harca

I want you to take me
beni almanı istiyorum
Like you took your money
paranı aldığın gibi
Take me in your arms
beni kollarına al
Until your last breath
son nefesine kadar

I want you to hold me
beni tutmanı istiyorum
Like you hold your money
paranı tuttuğun gibi
Hold on to it
tutun ona
Till there’s nothing left
hiçbirşey kalmayana kadar

Love spent
harcanan aşk
Feeling love spent
harcanan aşkı hissediyorum
Yeah, I’m love spent
evet, ben harcanan aşkım
Wondering where the love went
aşkın nereye gittiğini merak ediyorum
Love spent
harcanan aşk
Yeah I’m love spent
evet, ben harcanan aşkım
Really love spent
gerçekten harcanan aşk
Wondering where it all went
hepsinin nereye gittiğini merak ediyorum

I want you to take me
beni almanı istiyorum
Like you took your money
paranı aldığın gibi
Take me in your arms
beni kollarına al
Until your last breath
son nefesine kadar

I want you to hold me
beni tutmanı istiyorum
Like you hold your money
paranı tuttuğun gibi
Hold on to it
tutun ona
Till there’s nothing left
hiçbirşey kalmayana kadar

Love spent
harcanan aşk
Feeling love spent
harcanan aşkı hissediyorum
Yeah, I’m love spent
evet, ben harcanan aşkım
Wondering where the love went
aşkın nereye gittiğini merak ediyorum
Love spent
harcanan aşk
Yeah I’m love spent
evet, ben harcanan aşkım
Really love spent
gerçekten harcanan aşk
Wondering where it all went
hepsinin nereye gittiğini merak ediyorum

I want you to take me
beni almanı istiyorum
Like you took your money
paranı aldığın gibi
Take me in your arms
beni kollarına al
Until your last breath
son nefesine kadar

I want you to hold me
beni tutmanı istiyorum
Like you hold your money
paranı tuttuğun gibi
Hold on to it
tutun ona
Till there’s nothing left
hiçbirşey kalmayana kadar

Madonna – American Life

20 Ekim 2013

Do I have to change my name
Adımı değiştirmeli miyim

Will it get me far
Bu bana bir şey kazandırır mi

Should I lose some weight
Biraz kilo vermeli miyim

Am I gonna be a star
Bir yıldız olabilecek miyim

I tried to be a boy
Bir oğlan olmaya çalıştım

I tried to be a girl
Bir kız olmaya çalıştım

I tried to be a mess
Bir bela olmaya çalıştım

I tried to be the best
En iyisi olmaya çalıştım

I guess I did it wrong
Sanırım yanlış yaptım

That’s why I wrote this song
İşte bu yüzden bu şarkıyı yazdım

This type of modern life
Bu tip modern yaşam

Is it for me
Bu benim için mi

This type of modern life
Bu tip modern yaşam

Is it for free
Bedava mı

So I went into a bar
Bu yüzden bir bara gittim

Looking for sympathy
Sempati arıyordum

A little company
Küçük bir ilişki

I tried to find a friend
Bir arkadaş bulmaya çalıştım

It’s more easily said
Doğrusu bu olurdu

It’s always been the same
Bu hep ayni oldu

This type of modern life
Bu tip modern yaşam

Is it for me
Bu benim için mi

This type of modern life
Bu tip modern yaşam

Is it for free
Bedava mı

Chorus:
Koro:

American life [American life]
Amerikan yaşamı [Amerikan yaşamı]

I live the American dream [American dream]
Amerikan rüyasını yaşıyorum [Amerikan rüyası]

You are the best thing I’ve seen
Sen gördüğüm en iyi şeysin

You are not just a dream [American life]
Sen sadece bir hayal değilsin [Amerikan yaşamı]

I tried to stay ahead
Hep ileri gitmeye çalıştım

I tried to stay on top
Zirvede kalmaya çalıştım

I tried to play the part
Kendi rolümü oynamaya çalıştım

But somehow I forgot
Just what I did it for
And why I wanted more
Ama bir şekilde unuttum,
Bunu ne için yaptığımı
ve niye daha çok istediğimi

Fuck it…
S.ktir et

Do I have to change my name
Adımı değiştirmeli miyim

Will it get me far
Bu bana bir şey kazandırır mi

Should I lose some weight
Biraz kilo vermeli miyim

Am I gonna be a star
Bir yıldız olabilecek miyim

I’m drinking a Soy latte
Soy latte içiyorum

I get a double shot
Iki kat daha fazla sersemliyorum

It goes right through my body
Tam vücudumun içinden geçiyor

And you know
Ve biliyormusunuz

I’m satisfied,
Tatmin oldum

I drive my mini cooper
Mini cooper’ımı sürüyorum

And I’m feeling super-dooper
Ve kendimi harika hissediyorum

Yo they tell I’m a trooper
Bana polis olduğumu söylüyorlar

And you know I’m satisfied
Ve tatmin oldugumu biliyorsunuz

I do yoga and pilates
Yoga ve epilates yapıyorum

And the room is full of hotties
Ve oda ateşli insanlarla dolu

So I’m checking out the bodies
Bu yüzden vücutlarını süzüyorum

And you know I’m satisfied
Ve tatmin olduğumu biliyorsunuz

I’m digging on the isotopes
Izotopları araştırıyorum

This metaphysic’s shit is dope
Bu metafizik b.ku çok dolu

And if all this can give me hope
Ve eger bunlar bana umut verebilirse

You know I’m satisfied
Tatmin olduğumu biliyorsunuz

I got a lawyer and a manager
Bir avukatım ve menejerim var

An agent and a chef
Bi ajantam ve şefim

Three nannies, an assistant
Üç dadım ve birde asistanım

And a driver and a jet
Ve bir şoförle bir jetim

A trainer and a butler
Bi antrenörüm ve uşağım

And a bodyguard or five
Ve bir yada beş tane korumam

A gardener and a stylist
Bir bahçivanım ve sitilistim

Do you think I’m satisfied?
Sizce tatmin oldum mu?

I’d like to express my extreme point of view
Uçuk bakış açımı açıklamak istiyorum

I’m not Christian and I’m not a Jew
Hristiyan yada yahudi degilim

I’m just living out the American dream
Sadece Amerikan rüyasını yaşıyorum

And I just realized that nothing Is what it seems
Ve bir şeyi fark ettim hiç birşey göründügü gibi degil

Miley Cyrus – I Miss You

20 Ekim 2013

You used to call me your angel
- Beni eskiden meleğim diye çağırırdın
Said I was sent straight down from Heaven
- Cennetten direk gönderildiğimi söylerdin
You’d hold me close in your arms
- Kollarında beni sıkıca tutardın(sarardın)
I loved the way you felt so strong
- Çok güçlü hissetme tarzını severdim
I never wanted you to leave
- Senin ayrılmanı hiç istemedim
I wanted you to stay here holding me
- Burada kalıp beni sarmanı istedim

I miss you, I miss your smile
- Seni özlüyorum, gülümsemeni özlüyorum.
And I still shed a tear every once and a while
- Ve hala ben arada bir göz yaşı döküyorum
And even though it’s different now
- Ve şimdi bu farklı olsa da
You’re still here somehow
- Her nasılsa hala buradasın.
My heart won’t let you go, and I need you to know
- Kalbim gitmene izin vermez ve bilmene ihtiyacım var.
I miss you, sha-la la la la, I miss you
- Seni özlüyorum, sha-la la la la, seni özlüyorum…

You used to call me your dreamer
- Bana eskiden hayalcin diye çağırırdın
And now I’m livin’ out my dream
- Ve şimdi hayallerimin dışında yaşıyorum
Oh I wish you could see
- Ah, keşke görebilsen
Everything that’s happening for me
- Benim için olan her şeyi
I’m thinking back on the past
- Geçmişte kalanları düşünüyorum.
It’s true that time is flying by too fast
- Zaman çok hızlı uçup gidiyor, bu doğru!

I miss you, I miss your smile
- Seni özlüyorum, gülümsemeni özlüyorum.

And I still shed a tear every once and a while
- Ve hala ben arada bir göz yaşı döküyorum
And even though it’s different now
- Ve şimdi bu farklı olsa da
You’re still here somehow
- Her nasılsa hala buradasın.
My heart won’t let you go, and I need you to know
- Kalbim gitmene izin vermez ve bilmene ihtiyacım var.
I miss you, sha-la la la la, I miss you
- Seni özlüyorum, sha-la la la la, seni özlüyorum…

I know you’re in a better place, (yeah)
- Biliyorum daha iyi bir yerdesin (evet)
But I wish that I could see your face (oh)
- Ama keşke yüzünü görebilseydim
I know you are where you need to be
- Biliyorum nerede olman gerekiyorsa oradasın
Even though it’s not here with me
- O yer benimle beraber burası olmasa da.

I miss you, I miss your smile
- Seni özlüyorum, gülümsemeni özlüyorum.
And I still shed a tear every once and a while
- Ve hala ben arada bir göz yaşı döküyorum
And even though it’s different now
- Ve şimdi bu farklı olsa da
You’re still here somehow
- Her nasılsa hala buradasın.
My heart won’t let you go, and I need you to know
- Kalbim gitmene izin vermez ve bilmene ihtiyacım var.
I miss you, sha-la la la la, I miss you
- Seni özlüyorum, sha-la la la la, seni özlüyorum…

I miss you, I miss your smile
- Seni özlüyorum, gülümsemeni özlüyorum.
And I still shed a tear every once and a while
- Ve hala ben arada bir göz yaşı döküyorum
And even though it’s different now
- Ve şimdi bu farklı olsa da
You’re still here somehow
- Her nasılsa hala buradasın.
My heart won’t let you go, and I need you to know
- Kalbim gitmene izin vermez ve bilmene ihtiyacım var.
I miss you, sha-la la la la, I miss you
- Seni özlüyorum, sha-la la la la, seni özlüyorum…

Miley Cyrus – I Thought I Lost You

19 Ekim 2013

Let it begin
Bu başlasın
Nobody listens to me
Kimse beni dinlemez
Dont hear a single thing Ive said?
Dediğimin olduğu bir şey duydunuzmu?
Say anything to soothe me
Beni sakinleştirmek için bir şey söyle
Anything to get you from my head
Her şey kafamda sizin için

Dont know how really it feels
Bilmiyorum gerçekten nasıl bir şey olduğunu
To fake the days to make I dont care
umurumda değil sahte günler için bir şey yapmak
Dont know how much it hurts
Bilmiyorum ne kadar acı
To turn around you were never there
Senin gibi olduğunu asla yaklaşık açmak için

somehow you could be the break
Benzer bir şekilde bu sonu olabilir
And I could walk away from the promises we made
Ve uzaktan bize yapılan vaatlerin kimden olabilir
And swore wed never break
Ve asla zarar etmiyorum

I thought Id lost you when you ran away to try to find me
Ben ne zaman uzaktaki bulmak için koştuğumda kayıp ediyorum sanıyordum
I thought Id never your sweet face again
Ben senin tatlı yüzünü tekrar düşündüm

I turned aroundyou were goneonon the days went
Ve ben etrafında döndüğüm size gittim ve ve herg ün gittim üzerine
But I kept the moment that we were in
Ama biz bu olduğu zaman tutulur

And I knew in my heart youd come back to me my friend
Ve tekrar bana arkadaşım gelip beni kalbinde biliyordu
And now I got you I thought I lost you
Ve şimdi seni yakaladım Seni kaybettim sandım
I told myself I wouldnt sleep
Uyuyan ben değilim kendim söyledim
Til I searched the world from sea to sea
ben deniz deniz dünyayı aramaya gidiyorum
I made a wish upon a star
Bir yıldız üzerine dilek tutulmuş
I turned aroundthere you were
Ben döndüm sen etrafta ara
Now here we are, are
Şimdi burada biz varız
Here we are
İşte biz

I thought I lost you
Seni kaybettim sandım
I thought I lost you
Seni kaybettim sandım
you
Sen

I thought I lost you
Seni kaybettim sandım
I thought I lost you too
Ben de seni kaybettim sandım